Osteoporoz
3 Mart 2022

Osteoporoz: zamanla incelen kemik dokusu ve kemik yoğunluğunun kaybı nedeniyle zayıf, kırılgan kemikler.

Osteoporoz Nedir?

Kemik erimesi olarak da bilinen osteoporoz; kemik yapısı içinde kalsiyum azalmasına bağlı olarak kemiğin kırılma olasılığını artıran bir hastalıktır.

Türkiye Osteoporoz Derneği verilerine göre; 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde (meme kanserinden fazla) ve 50 yaş üzerindeki 5 erkekten birinde (prostat kanserinden fazla) görülmektedir. Öte yandan bu hastalığın her yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde 1, 5 milyon kırığa neden olduğu bildirilmektedir.

Osteoporoza ne sebep olur?

Osteoporoz, vücut yeterince kalsiyum almadığında veya vücut diyetten yeterince kalsiyum almadığında ortaya çıkar. Kalsiyum normal kemik oluşumu için gereklidir. Gençlik boyunca, vücut kemik üretmek için kalsiyum kullanır. Yetersiz miktarda kalsiyum osteoporoza neden olabilir.

Yaşla birlikte, kalsiyum ve fosfat kemiklerden vücuda geri emilebilir. Bu, kemik dokularını zayıflatır ve sonuç olarak kemikler kırılgan hale gelir. Vücut yeterince yeni kemik oluşturamazsa, çok fazla eski kemik vücut tarafından yeniden emildiğinde veya her ikisinde de osteoporoz oluşabilir. Kadınlar tipik olarak östrojen eksikliği nedeniyle menopoz sırasında kemik yoğunluğu kaybında bir artış yaşarlar.

Belirtiler ve Tanı

Osteoporoz erken evrelerde herhangi bir semptom veya ağrı göstermez. Ancak durum geliştiğinde ve kemikler zayıfladığında omurga ve sırt bölgesinde oluşan ağrılar en yaygın semptomlarıdır.

Bu ağrıların nedeni de zayıflayan kemikte görülen mikro kırıklar olarak açıklanmaktadır. Kemiklerde mikroskobik düzeyde bir sürü kırık vardır. Bu kırıklar vücut tarafından yapılan yeni kemik dokusu ile hemen onarılır. Ancak bu metabolik olay osteoporozda duraklamaya girmektedir. Bu durumda da mikro kırıklar büyüyerek makro kırıklara neden olmaktadır. Osteoporozun belirtileri arasında; bel ağrıları ve sırt ağrısı, boyda kısalma, kamburlaşmayla beraber özellikle hassaslaşan kırılmalar yer alır

Osteoporoz genellikle kemik yoğunluğunun ölçülmesiyle teşhis edilir. En yaygın olarak kullanılan test, Dual Energy X-ray Absorbtiometry’dir (DEXA). DEXA, omurga, bilek ve kalça gibi bu rahatsızlıktan etkilenme olasılığı en yüksek bölgelerdeki kemik yoğunluğunu hızlı ve doğru bir şekilde ölçer. DEXA, bu kemiklerde zaman içinde meydana gelen değişiklikleri doğru bir şekilde takip etmek için kullanılır.

Osteoporoz Nasıl Tedavi Edilir?

Osteoporoz teşhisi konan hastalarda farklı bir durum olmadığı sürece, yani kırık oluşmamışsa koruyucu tedaviye başlanmaktadır. Koruyucu tedavide fizyoterapi programları, kemik gücünü artırmaya ve vücut duruşunu, dengeyi ve kas gücünü iyileştirmeye yardımcı olabilir, bu da düşme olasılığını azaltır. Düzenli egzersiz kemik kırılma olasılığını azaltır. Yararlı egzersizlere örnek olarak yürüyüş, koşu, yoga, sabit bisiklet, germe bantları ve dans verilebilir.

Aktivite ve hareket sayesinde kişinin kasları geliştikçe, kemiklere gelen zorlayıcı kuvvetler de azaltılmış olur ve dolayısıyla kırık riski de düşer.

Koruyucu ilaçlar ise osteoporoz döneminde görülen yıkımı azaltabilir ve dengeleyebilir. Bu tür ilaçlar hastanın yaş grubuna uygun olarak tedavide kullanılmaktadır. Ancak tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir, tedavi programına düzenli egzersizler de eklenmelidir.

İlerlemiş osteoporozda omurgasında kırıklar başlayan hastalarda bu kırıklara bağlı ağrıları azaltmak için bazı ek tedbirler alınmalıdır. Bunlar; düzenli egzersiz programları, korse tedavisi ve kemik çimentosu ya da bazı organik malzemelerle kemik içinin doldurulmasıdır.

Son olarak; osteoporozu ilaç ve ilaç dışı yöntemlerle tedavi etmenin yanı sıra kişisel risk faktörlerini göz önünde bulundurarak osteoporozun ilerlememesi için önlemler alınmalıdır